İlim Yayma Cemiyeti - Güngören Şubesi

BEREKET

e-Posta Yazdır PDF

BEREKET 

14/01/2010

         Be-re-ke kelimesi, Arapça'da sebat etmek, kalmak, gayret etmek, devam etmek, devamlı yağmur yağması, anlamlarına gelir. Bu kökten türeyen bereket, artma, fazlalaşma, mutluluk ifadesi olarak kullanılır. Türkçe sözlükte de bolluk, çokluk, feyiz, genişlik, hayır ve saadet anlamları sayılmıştır. Bereke'nin mastarı olan 'bürük' ise "devenin bir yere çökmesi ve orada kalmasıdır." Buna bağlı olarak bereket kelimesi devenin çöküp kalmasına benzer şekilde, istenilen, hoş karşılanan, memnuniyete sebep olan şeylerin süreklilik gösterdiği durumları anlatmak üzere kullanılmıştır. Maddi anlamda kazancın, gelirin, üretimin sürekli bolluk göstermesi, refahın artması olarak anlaşılan bereket, manevi anlamda ise süreklilik arz eden huzur ve saadet olarak tanımlanabilir. Kelime, içerisinde yücelik, azamet, bolluk, sebat, hayır ve hasenat anlamlarını da bulundurur.

            Bereket, İslam'dan önceki dönemlerde de insanlar tarafından ilahi bir lütuf olarak algılanmış ve toplumlar kendi ilahlarına, bunun için dua etmişler, adaklar adamışlardır. Ancak dualarını ve adaklarını sadece Allah'a ithaf etmek yerine, kendi yaptıkları ilahlara yapmışlar, tek bereket sahibi olarak Allah'ı görmemişlerdir. Hıristiyan ve Yahudilerde de aynı şekilde bereket için dualar mevcuttur ancak bu dinlerin mensuplarında da, paganistlerde olduğu gibi, şirke bulaşmış bir bereket anlayışı söz konusudur. Hıristiyanlıkta da Yahudilikte de Allah'tan başka, din adamlarının da bereket verebileceği ve mübarek kılabileceği kabul edilmektedir. Papazların haç çıkararak kişileri takdis etme işlemi de onları mübarek kılmaları anlamına gelmektedir. Bereketin din adamları eliyle dağıtıldığına inanmaktadırlar. Müslüman toplumlarda da bazı efendilerin, şeyhlerin gittikleri yere bereket götürdükleri, bereketin onların ellerinden sadır olduğu gibi yanlış inanışlar söz konusudur. Benzer şekilde, Hıdırellez merasimleri, "Hızır eli değmiş" gibi ifadeler, ticarethanelere bereket getirsin diye asılan "karınca duası" levhaları, tavşan ayağı, nal gibi nesneler de bu yanlış inanışlardandır.

            Oysa ki bereketin kaynağı sadece Allah'tır. Ancak O bereket verir ve mübarek kılabilir. O'nun hiçbir aracıya ihtiyacı yoktur bereket vermek için. Eğer bir kimseyi ya da bir yeri Allah mübarek kılmazsa hiçbir kuvvet bunu tersine çevirip orayı mübarek kılıp bereket dağıtamaz. Allah'ın mübarek kıldığını da hiç kimse değiştiremez. Bu nedenle İslam'ın bereket anlayışı tevhidi bir anlayıştır. Diğer bütün din ve inanış şekillerinden farklıdır. Allah bereket versin diye, bir takım kişilerden, nesnelerden ya da gecelerden aracılık beklemek İslam'ın tevhidi ruhuna aykırıdır ve insanı şirke götürür. Kur'an bereketi yalnızca Allah'a izafe eder. Rahmetin ve bereketin kaynağı yalnızca O'dur.

          Kur'an'da dokuz ayette Yüce Allah'ın önemli bir sıfatı olarak "Tebareke" kelimesi kullanılmaktadır. "Tebareke" kelimesi bereket kelimesinin mübalağasıdır. Çok azametli, sıfat ve fillerinde herkesten üstün, iyiliğin kaynağı anlamlarına gelmektedir.

 

Mülk Sûresi;1, “Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”

Furkân Sûresi;1,” Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir.”

 

10”Dilerse sana bundan daha güzelini, içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan, sana saraylar kurabilecek olan Allah’ın şanı yücedir.”

61”Göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.”

 

Rızıklandıran, bereketlendiren anlamında kullanılmıştır.

Mü’min Sûresi;64,”Allah, yeryüzünü sizin için karar kılma yeri, göğü de binâ yapan; size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir!”

 

A’râf Sûresi;54,” Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a10 kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir.”

 

Zuhruf Sûresi;85,”Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O’nun katındadır ve yalnızca O’na döndürüleceksiniz.”

 

 Azamet ve ikram bir arada kullanılmıtır.

Rahmân Sûresi;78,”Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir.”

 

Yaratılışla birlikte şanının yüceliğini anlatan ayetler.

Mü’minûn Sûresi;14,”Sonra bu az suyu “alaka”1 haline getirdik. Alakayı da “mudga” 2yaptık. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir!”

 

        Tebareke dışında bereket kelimesi Kur'an'da, türevleriyle birlikte, 23 yerde geçmektedir. Bunlardan 3 tanesinde 'berekât' şeklinde çoğul ifadesi kullanılmaktadır. Hûd suresi 48. ayette belirtildiği üzere, tufandan sonra Hz. Nuh ve ona inananlara, "Allah'ın selam ve bereketleriyle" gemiden inin emri verilmiştir. Onlara, çektikleri sıkıntılara karşılık olmak üzere hem Allah'ın selamı verilmiş hem de bolluk ihsan edilmiştir. Aynı surenin 73. ayetinde, Hz. İbrahim'in yaşlı karısının, Allah'tan bir rahmet ve bereket olmak üzere bir çocukla müjdelenmesi konu edilmektedir. A'râf suresi 96. ayette de ilahi mesajı yalanlayan toplumlar için "eğer inansalardı yerden ve gökten bereketler verilecekti" denilmektedir. Onların 'yalanlayanlar' oldukları için kaybettikleri belirtiliyor. Bu ayetlerde gökten ve yerden verilecek olanların, yağacak yağmur, topraktan sağlanacak verimlilik, madenler, sular, doğal kaynaklar ve bunlardan sağlanabilecek hayırlar olduğu anlaşılmaktadır.

        Mübarek kelimesi ise Kur'an'da, örnekleme şeklinde, hem peygamberlerle birlikte hem de bazı yer isimleriyle birlikte kullanmaktadır. Hz. İbrahim, Musa, İsa, İshak peygamberler mübarek olarak anılmıştır (37/113; 19/31; 27/8). Kur'an "mübarek bir gecede" indirilmiştir (44/3); o mübarek bir kitaptır ve mübarek bir öğüttür (6/92; 21/50; 38/29). Yeryüzünde ilk kurulan ev, Kâbe, mübarektir (3/96). Ayrıca, yeryüzü bereketlendirilmiştir (7/137); yukarıdan inen su (50/9) ve yerden biten zeytin ağacı mübarektir (24/35). Bunların yanında mübarek olarak anılan yerler ve şehirler ise, Tûr ve Mescid-i Aksa'nın çevresidir (28/30; 17/1; 23/29; 21/71, 81; 34/18). Kur'an, evlere girildiğinde de, Allah tarafından bereket ve güzellik dileyerek birbirimizi selamlamayı öğütlemektedir (24/61). Bu ayetlerde hayrı ve saadeti nelerin bollaştırdığı açıkça görülmektedir. Allah'ın insanlara ilettiği mesaj, onu ulaştıranlar, onun okunduğu ve uygulandığı yerler insanlar için hayrın, bolluğun, saadetin kaynağıdır ve mübarektirler.

        Allah'ın rızası doğrultusunda çaba gösteriyor olmak bereket beklemenin ön şartıdır. O'nun rızasına muhalif bir konuda bereket beklenemez. Bir Müslüman elinden geleni yaptıktan sonra tevekkül edip, Allah'ın bereketini bekler. Allah dilediği kadar, çabaları bereketlendirir. O'nun neyi ne kadar bereketlendireceği insan için meçhuldür, biz ancak O'na sığınıp doğru olanı yapmakla mükellefiz. Helal kazanmak, helal harcamak, şükrümüzü ifa etmek, kulluğun gereklerinden sapmamak gerekir. Bireylerin bu çabalarıyla şekillenen toplumlarda ise bereketin nasıl geleceğini yine Kur'an'da görmekteyiz. A'raf suresi 96. ayette şöyle buyurulmaktadır: "O ülkelerin halkı inansalar ve sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat yalanladılar, biz de ettikleri yüzünden onları yakalayıverdik."

 

         Bu noktada "mübarek gecelerle" ilgili bir ayrıntıyı belirtmek gerekir. Kur'an'ın indiği gece mübarektir, çünkü o gece Kur'an ile insan müşerref olmuş, hayra giden yol gösterilmiştir. O geceyi bereketli kılan bu özelliğidir. Ondan sonraki gecelerin biri diğerinden farklı değildir. O gecenin yıldönümlerinde hayır beklemek İslam'î anlayışa aykırıdır. Kur'an'ın ilk indiği gecedir kast edilen. İnsanın hayatına ve yaşadığı gecelere bereket ve rahmet katan ancak müminlerin takvasıdır, Allah'a olan yakınlıklarıdır. Yoksa takvim yaprağına bakılarak bereket beklenmez.

        'Tebrik' kelimesi, mübarek olmasını dileme, 'teberrük' de mübarek görme anlamına gelir. Bizim günlük konuşma dilimize de iyice yerleşmiş olan 'mübarek' kelimesi buradaki ifadelere yakın anlamlarda kullanılmaktadır. "Mübarek insan" derken, insanlara hayrı dokunan, müslüman kişiler kastedilir; "Allah mübarek etsin" derken, yaptığınız iş, sağladığınız kazanç Allah'tan bir bereket getirsin dileği vardır; "bayramınız mübarek olsun" derken de yine, ulaştığımız bayramlar Allah'tan gelecek rahmet için bir vesile olsun, Allah şükrümüzü kabul etsin dileği vardır. "Allah bereket versin", "kesenize bereket", "bereketini gör", "helal kazanılmayan malda bereket yoktur" gibi ifadeler neredeyse her gün kullandığımız ifadelerdendir.

 

 

  Harun SÜMBÜL

 

YAZARIMIZ Harun SÜMBÜL BU YAZIYI Perşembe, 07 Mayıs 2009 YAZMITIR...