İlim Yayma Cemiyeti - Güngören Şubesi

HAYDİ KIZLAR İHL’YE!

e-Posta Yazdır PDF

HAYDİ KIZLAR İHL’YE!

Kurulduğu günden itibaren en fazla tartışılan okul türlerinin başında İmam-Hatip Liseleri gelmektedir. Özellikle bu okulların yakaladığı başarılar bu tartışmayı daha da alevlendirdi. Bu okulları tanımayanlar bile tartışmanın bir parçası hâline geldiler. Toplumun bir kesimi bu okulların varlığından rahatsızlıklarını bazen açıkça bazen de İHL’lerin amacı dışına çıktığından hareketle art niyetleriyle bu tartışmaya katıldılar. Bir İHL mezunu ve bu okulların gerekliliğine inanan biri olarak art niyetli olduklarına inandığım bu insanların görüşlerini burada tartışacak değilim. Sizlerle bu yazımda İHL’lerde çalışan ve bu okulların başarısı için gayret gösteren değerli öğretmen ve idareci arkadaşlarımdan edindiğim ve çok üzüldüğüm bazı izlenimlerimi paylaşacağım.

Öğretmenlik hayatım süresince İHL’lerde görev yapmak bu okullara hizmet etmek hep içimde bir ukde olarak varlığını sürdürmüştür. Çünkü İHL’lere çok şey borçluyum. Bu okullar olmasaydı belki de ben ve benim gibi birçok insan okuma şansı bulamayacaktı. Belki de İHL’ler üzerinde dolaşan karabulutlar bu yüzden beni rahatsız ediyor olmalı.

İHL’lerde görev yapmak nasip olmadı ama İHL Meslek derslerinin ders kitaplarının hazırlanmasına katkıda bulunma bahtiyarlığını yaşadım. Ardından yeni müfredatların ve ders kitaplarının tanıtım çalışmaları dolayısıyla 25 ilde seminer çalışmalarına katıldım. 3467 DKAB ve 620 İHL meslek dersleri öğretmeniyle bir araya geldim. Çok şeyler konuştuk, tartıştık, paylaştık. Bu okullar adına yapılan güzellikleri gördükçe umutlarımız tekrar yeşerdi. Bunlardan sadece Mersin İHL’de yapılanları anlatmaya kalkışsam bu yazının boyutları bunu kaldırmaz. Bu güzelliklerin yanında karşılaştığımız, boş vermişlikler, umursamazlıklar, öğretmen-öğrenci arasındaki olumsuz ilişkiler, 30-40 yıl öncesinin yöntem teknikleriyle işlenen dersler vb. pek çok sorun bu okullar üzerinde dolaşan karabulutları haklı çıkarır gibiydi.

Ne söyleyeyim bunların hiç biri beni; “Kız lisesine döndük.” “Kızları imam mı yapacağız.” “Başörtülü tezgâhtar yetiştiriyoruz.” vb. ifadelerle kızlarımızın bu okullarda çokluğundan rahatsız olanların tavırları kadar üzmedi.

Aynı arkadaşlarla toplum mühendisliği üzerine bir beyin fırtınası yapacak olsak; aile kurumunun dejenerasyonundan, çocuklarımızın olumsuz tutum ve davranışlarına, kadınlarımızın cehaletinden, erkek egemen bir din anlayışına kadar pek çok sorunu bir kalemde sayıverirler.

Değerleri hocalarım ve meslektaşlarım, artık kat sayı, okul bittikten sonra çocuklarımızın edinecekleri meslekleri tartışmanın yanı sıra lütfen kızlarımızın İHL eğitiminden sonra toplumda dolduracakları boşluğu da tartışmaya başlayalım. O zaman okullardaki kız öğrenci sayısının ne kadar yetersiz oluğunu göreceğiz. “Bir nal bir komutan, bir ülke…” meselesinde olduğu gibi bir kızımızın İHL eğitiminden sonra imanlı bir anne olarak yetiştireceği iki çocukla bu topluma ne kadar büyük hizmetler verebileceğini bir düşünün. Bazen hukuk, siyasal, tıp gibi büyük hayaller peşinde koşarken çocukluğumuzun ve çocuklarımızın elimizden kayıp gittiğinin farkında bile olamıyoruz.

Anne olmanın yanı sıra İHL mezunu kızlarımızın meslek hayatında da büyük başarılara imza attıklarının görmüş olmak bu konudaki tutumumuzu bir kez daha gözden geçirmemizi zorunlu hâle getirmiştir. Mesela bayan DKAB öğretmenlerinin başarısını, müftülüklerin bayan din görevlilerini çalıştırdığı aile danışma bürolarının faaliyetlerini yine bayan Kur’an Kursu öğreticilerinin gayretli çalışmalarını görünce yukarıdan beri anlatmaya çalıştığım hususlarda ne kadar haklı olduğumu anladım. Unutmadan son bir not; bir fıkıhçı olarak artık bayanlarla ilgili fıkhî konuların ilgililer tarafından tartışılmasından yanayım. Öyleyse daha fazla bayan DKAB ve İHL Meslek dersleri öğretmeni için, vaizler için, bayan aile danışmanları için, Kur'an Kursu öğreticileri için daha da önemlisi daha fazla İMANLI ANNELER için İHL’lerde ki kız öğrenci sayısını artıralım. Ne dersiniz HAYDİ KIZLAR İHL’ye kampanyası mı başlatalım.

 

Ahmet EKŞİ

23.01.2010

Güngören

Son Güncelleme ( Pazartesi, 15 Şubat 2010 11:40 )  

YAZARIMIZ Ahmet EKŞİ BU YAZIYI Çarşamba, 29 Nisan 2009 YAZMITIR...